mail
facebook
instagram
twitter

Travma

Paylaş

“Acı veriyorsa geçmiş geçmemiş demektir’’

 

Travmayı, acı veren duygu/düşünceyi, her ne kadar bastırsak bile yapamıyoruz. O var, o hep canlı. Kaygı, depresyon olarak hayatımızda olur, yara yumru olarak olabilir. Bin bir çeşit yüzü var. Sanki bir organımızı kaybetmiş gibi hissedebiliriz. Travmada hep kayıp vardır. Kayıp büyük ise travmanın derinliği, etkileri, tahribatı fazla olur. Kaybettiğimiz ne ise travmada, o bizden de bir şey alır götürür. Bir tarafımız felçli gibi hissederiz, hiç sağlıklı olamayacağız gibi hissederiz. Kaybettiğimiz umuttan dolayı hayatımızı yeniden planlamaya çalışmaktan kendimizi men ederiz, çalışamayız, artık bitmişizdir. Hayatı sevmeye çalışmayız. Artık bir parçamız yas tutar, bir parçamız yaşarmış gibi görünür ama öyle değildir…

 

Kayıp ve kaybın yarattığı yas çok derindir. Duygusal olarak başa çıkamadığımız şeyi inkar ederiz…

Hatırlamaz,

Konuşmak istemez,

Ne olduğunu anlamaz,

Belirli şekilde hatırlamaz,

Çok yoğun acı varsa inkar ederek disosiye olur…

 

Acıyla başa çıkmakta zorlanan inkar eden insanlar genelde sahte sargılar kullanırlar, dışarıdan araçlarla yaraları iyileştirmek için arayışa girerler:

 

Alkol – uyuşturucu – seks,

Çok alışveriş yapmak,

Çok tv,

Çok uyku,

Çok sosyal medya,

Sürekli kalabalıkta olma ihtiyacı baş başa kalmak yerine gürültüye ihtiyaç,

Doktora danışmadan aldığımız ilaçlarla kendimizi uyuşturmak…

 

Yaralarımız dışarıdan değil içeriden müdahale ile iyileştirilebilir.

Bizim en önce kendimizle buluşmaya ihtiyacımız var.

Kendi kendimize yardım edeceğimiz güce inanmamız ve bunu yapabilmeye ihtiyacımız var.

Bunu tek başımıza yapmak zorunda değiliz, hatta bu süreçte tek olmamak daha da iyidir.

Bir profesyonelle bu sürecin içinden geçmek en iyisidir.

Burada acınızı silmek ya da acınızı ortadan kaldırmak söz konusu değil. Terapistinizle birlikte acının içinden geçeceksiniz. Kendinize şefkat ve merhamet etmeye başlayacaksınız, mesela yaşadıklarınız için.

Acıya rağmen orada kalabilmek; o acının gözyaşını dökebilmek, o acıyı konuşabilmek, o acıyla şarkılar söylemek, resimler yapabilmek, şiirler yazabilmek, acımıza hayat vermek, ruh vermek demek aslında.

Bir yemek de, hırka da yapabilirsiniz ama bir acıya hayat veriyor olmanız lazım.

Nietzsche acıdan geçmeyi amor fati olarak tanımlar. Acı en yaratıcı halimizin doğumudur. Sizin kendinizden kral/kraliçe yaratma sürecinizdir.

 

Siz kendinizden ne yaratmak istiyorsunuz?

 

Klinik Psikolog Esra Pehlivanlı

Paylaş
Yorum Yok

Yorum Bırak

Yorum
Ad
E-posta
Website