Zorlanmak da Bizim Bir Parçamız
Hayatı anlamlı, mutlu yaşayabilmek için kendimizi bir arayış içinde bulabiliyoruz. Bize iyi geleni bulmayı amaçlayarak. Yeni bir şey deneyene kadar da bana iyi gelenin ne olduğunu anlamlandıramayabilirim.
İyi gelmeyen durumdan çıkmak da bir o kadar zor olabilir. Bazen de yeni olanı deneyimleme fırsatı bulamayabiliriz. Böyle zamanlarda çoğu zaman oklar kendimize döner; suçlayıcı dil hakim olur. Bilindik olan da budur çoğu zaman.
“Şunu bir halledebilsem her şey yoluna girecek ama ben yapamıyorum”
“Yeteri kadar isteseydim yapabilirdim”
“Mutsuzum ama neden olduğunu bulamıyorum”
“Her şeyi denedim yine de yapamıyorum”
“Beceriksizin tekiyim”
Bir şey olmuyorsa, zorlanıyorsak ya sorumluluğunu almak ya da karşı da bir suçlu bulmak isteriz.
İnsan olmak, çevremde olana bitene göre şekillenme, uyumlanma hali… Uyumlanarak kendimi korumak isterim ki hayatta kalabileyim.
Etrafıma baktığımda, gerçekleştirmek istediklerimi bir başkasının kolayca yapabildiğini düşünebilirim. Bu durum daha da güçsüz hissetmeme sebep olabilirken, yakın çevremin de benim kadar zorlandığını düşünüyorsam bu sefer de grup olarak “bizi” güçsüzleştirip, hep birlikte suçlu hissedebiliriz.
Oysaki değişimi istemek, fakat isterken sıkışmış hissetmek, zorlanmak insan olma halidir. Bu bizim bir parçamız. Eksilten, değersiz hissettiren değil var olan, olması gereken parçamız. Zorlanmayı hepimiz farklı zamanlarda, farklı durumlarla deneyimleriz. Yalnız değiliz.
Psikolog Hilal Kalkan