Sınır Koymakta Zorlanıyor Musunuz?
“Sınır koymak neden bu kadar zor?” diye düşündüğünüz anlar var mı? Hayır demekte zorlandığınız, ihtiyaçlarınızı önceliklendirmek yerine -bir ilişkiyi- bozmaktan korktuğunuz ve aslolanı ifade edemediğiniz… Hayatta zaman zaman sınıra çok ihtiyaç duyduğumuz fakat istediğimiz gibi sonuçlandıramadığımız olur. Peki, neden böyle?
Sınır koymakta zorlanmanın kökeni, çoğunlukla çocukluk deneyimlerimiz ve bilinçdışı dinamiklerimize dayanır.
Bir bebek doğduğu anda, annesiyle (ya da bakım veren kişiyle) bir ilişki içindedir. Bebek, kendisini anneden ayrı bir birey olarak algılamaz. Ancak büyüdükçe, ayrışma ve bireyselleşme süreci başlar. Eğer bu süreç sağlıklı bir şekilde desteklenmezse –örneğin, anne çok kontrolcü ya da aşırı müdahaleci ise– birey, bağımsızlık ile bağlılık arasında bir çatışma yaşar.
Sonuç? Yetişkinlikte, sınır koymak kişisel bir tehdit gibi algılanabilir. Çünkü “Eğer hayır dersem, sevgi bağımı kaybedebilirim” şeklinde bir bilinçdışı korku devreye girer.
Freud’un teorisinde, süperego, içselleştirilmiş ahlaki değerlerin ve kuralların temsilcisidir. Eğer bir birey, çocuklukta “başkalarını mutlu etmelisin” ya da “kendi ihtiyaçların bencillik” gibi mesajlarla büyümüşse, süperego bu kuralları doğru sayarak içselleştirir.
Sınır koymak istediğinizde, süperego hemen devreye girer ve bir tür içsel çatışma yaratır. Bu çatışma, suçluluk duygusu olarak kendini gösterir. Yani, “Eğer ihtiyaçlarımı önceliklendirirsem, kötü bir insanım” düşüncesi bilinçdışında çalışmaya başlar.
Arzuladığımız sevgiyi kaybetme korkusu, birçok davranışımızı şekillendirir. Çocuklukta sevgi koşullu verilmişse –örneğin, sadece uyum sağladığınızda ya da itaat ettiğinizde sevildiyseniz– yetişkinlikte de aynı mekanizma devam eder. Bu, sınır koyarken şu bilinçdışı korkuyu tetikleyebilir: “Hayır dersem, beni sevmeyi bırakabilirler.” Aslında bu korku, çocuklukta deneyimlenen terk edilme kaygılarının bir yansımasıdır.
Bu dönemde yeterince koşulsuz sevgi ve kabul görmemiş bir birey, yetişkinlikte başkalarının sevgisini kazanma çabası içinde olur.
Sınır koymak ise tam tersi bir durumdur: Onaylanmama riskini göze almak. Bu yüzden sınır koymak, bireyin çocuklukta öğrendiği davranış kalıplarıyla çelişir.
Peki ne yapmalı? Dikkatimizi sınır koymakta zorlandığımız anlara vererek başlayabiliriz. Şu anda hangi duygum hayır dememin önüne geçiyor? Hayır demek bana neyi çağrıştırıyor? Sınırlarımın içinde ve dışında neler var? Sınırlarımın içine almakta zorlandığım neler var? Bu zorluklar çocukluğumla hangi ortak noktalara sahip?
Psikolog Nehir Uludağ