Tartışmalarda İlişkinin İyiye Gitmediğine Dair İpuçları
1. Sert Başlangıç: Partneriniz ile tartışırken mesele ister diş macununu ortadan sıkmasından duyduğunuz bir rahatsızlık olsun, ister size ayırdığı vaktin azlığıyla ilgili bir yakınma. Araştırmalar gösteriyor ki anlaşmazlıkların yüzde 96’sında, tartışmanın ilk üç dakikası sonucu ile ilgili önemli bir belirleyici oluyor. Olumsuz ve suçlayıcı bir tavırla başladığımız tartışmalar, yumuşak ve daha az savunmaya yol açacak ifadelerle başladığımız bir tartışmaya göre, bu tartışmaya başlarken niyetlendiğimiz sonuçtan daha da uzaklaştırıyor.
2. Dört Atlı: Uzunca yıllar evlilikler ve ilişkiler üzerine çok sayıda araştırmasıyla alana ışık tutan John Gottman, ilişki açısından ölümcül olarak nitelendirdiği “eleştiri, hor görme, kendini savunma ve araya duvar örme” yi mahşerin dört atlısı olarak ifade etmiş.
a) Eleştiri: Biriyle birlikte bir yolu yürümeye karar vermek demek, kendimizi onunla her noktada benzer görmek demek değildir. İnsanlar bir araya geldiklerinde geçmişten getirdiği öğretileri ve deneyimleriyle pek çok farklılık gösterebilirler. Bazen bu farklılıklar gündelik yaşamda ya da hayata bakışımızda çatışmalara yol açsa da çözüm karşımızdakini kendimize benzetmeye çalışmaktan geçmez. Böyle anlarda sık rastlanan karşıdakini bir eleştiri bombardımanına tutma, onun karakterine ve kişilik özelliklerine bir saldırı gibi olur. Oysa ki karşımızdakine değil duruma/ yaşanan o olaya ilişkin bir çözüme ihtiyaç vardır. Bunu karşımızdakine açıkça ifade etmekte bir zarar yokken, eleştiri ve yakınma arasındaki ince çizgiye de dikkat etmek gerekir. Yakınma partnerinizin sizi memnun etmeyen bir eylemine ilişkindir. Eleştiri ise karakteri hedef aldığından suçlamayı doğurmuş olur.
b) Hor görme: Bir öncesinde bahsedilen eleştiri sürdürüldüğünde, yerini muhtemelen hor görmeye bırakır. Karşı tarafı iğneleme, küçümseme, alay etme, etiketleme ve hatta kara mizah da karşıdakini hor gördüğümüz mesajını verir. Hor görme tiksinmeyi ima ettiği için ilişkiyi zehirler. İlginç bir araştırma bulgusu, birbirini hor gören çiftlerin bulaşıcı hastalıklara (grip, soğuk algınlığı vb.) yakalanma olasılığının diğer insanlardan daha yüksek olduğunu ortaya koymuştur.
c) Kendini Savunma: Önceki üç atlıdan birine ya da birkaçına maruz kalan partner, otomatik olarak savunmaya geçme ihtiyacı hissettiğinde işler pek de iyiye gitmeyecektir. Çünkü aslında kendini savunma da bir çeşit karşı tarafı suçlama işlevi görür. Böylece saldırıda bulunan eşin de bu noktadan sonra pes etme ya da özür dileme ihtimali ortadan kalkar.
d) Araya Duvar Örme: Sert başlayıp hor görme ve savunmayla devam eden tartışmaların en sonunda eşlerden birisi iletişimi kesmeyi seçer. Bu da araya duvar örmeyi doğurur; söylenenlere karşılık vermeyen, ilgilenmiyormuş gibi davranan ve kayıtsız bir partner, zamanla ilişkideki mesafenin artmasına kapı aralar.
3. Dolup taşmak: Duvar ören bir partner yakınmalardan hiç etkilenmiyor gibi gözükse de, aslında kendini korumaya almıştır. Çünkü eşinden gördüğü olumsuz tavra karşı öylesine savunmasız hisseder ki, tekrarını engellemek için hareketsizliği seçer. Bir noktadan sonra dolan partner taşma tepkisi gösterecektir. Bu dolup taşmaların sıklığı arttıkça evlilikle ilgili kulak vermemiz gereken noktalar daha gözle görülür hale gelir.
4. Beden Dili: Tartışmaları sırasında bedensel değişiklikler açısından gözlemlenmek üzere çiftlerle bir araştırma yürütülmüştür. Dolup taşmanın fiziksel açıdan ne denli etkili olduğunu kalp atışının ve kan basıncının normalden oldukça yüksek ölçümlenmesiyle anlıyoruz. Bu bedensel belirtileri zihnimiz bir tehlike olarak algılar; bilgi işleme yeteneğimiz azalır, yani karşı tarafın söylediklerine dikkat etmekte zorlanırız. Çözüm bulma kapasitemiz devre dışı kalır, aktif olan sistem savaş (eleştiri, hor görme, savunma)
ya da kaç ( duvar örme) olur.
5. Başarısız Onarma Girişimleri: Yerinde onarma girişimleri duygusal gerilimi azaltmakla birlikte stres düzeyini düşürerek taşma hissini de engeller. Ancak çoktan dört atlının egemen olduğu bir tartışmada onarma girişiminde bulunmak partner tarafından ya yeni bir saldırı (iğneleme, savunma vb.) olarak algılanır ya da işitilmesi zordur. Devamında ise onarma girişimi yanıt bulamayan partner tekrar aşağılama ve savunmaya doğru bir sürece girebilir.
6. Kötü Anılar: Bir ilişki yolunda gitmemeye başladığında bu sadece gelecekle ilgili değil geçmişle de ilgili bir tehlikeye işaret eder. İlişkinin yolunda gittiği zamanlarla ilgili anılar daha az anımsanmaya ve önemsenmeye başlanır. Yani aslında geçmişe de çarpıtılmış bir algıyla bakmaya başlarız. Böylece geleceğe dair umut etmeye en çok yardımı dokunacak olan geçmiş olumlu deneyimler de bir bir hafızamızdan uzaklaşmaya başlar.
İlişkinizde bunların birçoğuna rastlıyor olmanız çözülemez ve çetrefilli gibi gözükse de çözüm her zaman vardır. Bu süreci sağlıklı bir şekilde onarmak ve yeniden yapılandırmak en temelde ilişkinizdeki dostluğu geliştirmekten geçer. Bu süreçte bir eşlikçiye ihtiyaç duyduğunuzu fark edebilir ve güvendiğiniz bir uzmandan ilişkiniz için destek alabilirsiniz.
Kaynakça: Gottman, J.; Silver, N., (2014), Evliliği Sürdürmenin Yedi İlkesi, Varlık Yayınları, İstanbul.
Psikolog Nehir Uludağ